• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dogansehiraktuelinternetgazetesi
  • https://twitter.com/DogansehirAktue
Hasan ÇELİK
hasancelikkafkas@gmail.com
KUL OLAYIM KALEM TUTAN ELLERE
20/12/2013

12 Aralık 2013 Perşembe günü Malatya İli Doğanşehir İlçesi Gövdeli Beldesi ve Kapıdere Köyünde ki öğretmenleri ve sağlık personelini taşıyan servis minibüsünün Malatya - Adana devlet yolunun 22 km.'sin de karışmış olduğu trafik kazasının neticesinde beş öğretmenimizle birlikte servis şoförü de hayatını kaybetmişti. Kazada hayatlarını kaybeden öğretmenlerimizin görevleri ve isimleri şu şekildedir:

1 - Gövdeli İlkokulu Sınıf Öğretmeni Derya Şahin (1984)

2 - Gövdeli İlkokulu Okul Öncesi Öğretmeni Emine Coşkun (1990)

3 - Gövdeli Ortaokulu Sosyal Bilgiler Öğretmeni Çetin KUŞBAY (1984)

4 - Kapıdere Ortaokulu Matematik Öğretmeni Erhan YAŞAR (1989)

5 - Kapıdere Ortaokulu Fen ve Teknoloji Öğretmeni Alişan ERGEN  (1987)

 

         16. yüzyılın halk ozanı Pir Sultan Abdal bir şiirinde  söze şöyle başlamıştı:"Kul olayım kalem tutan ellere, Katip arzu halim yaz yara böyle..."  Elbette ki Pir Sultan Abdal "kul olmayı" tasavvufi anlamda kullanmamıştı. O, yaşadığı  çağın karanlıklarına ve haksızlıklarına karşı  ilimle uğraşan ve halini anlayan bir dosta olan hasretini bu mısralarla dillendirmişti. Çünkü yaşadığı çağ'da kalem tutmak, kılıç tutmaktan daha çetin bir işti. Ya da derinsel manada "insanı yaşatmak ve anlamak", "insanı yok etmekten" daha zordu...

***

         Memleketimin eğitime dair sorunları hiç ama hiç bitmedi, galiba bitmesini isteyende yok!.. Malumunuz, takvimler değişti, çağlar ardı sıra tükendi ama memlekette hep bir eğitim sorunu bir sonraki kuşağa miras bırakıldı. Kitapların içine yazılan hayatla, sokaktaki hayatı bir türlü denkleştirip öğrencimize anlatamadık. Biri çok renkli ve düzgün diğeri ise renksiz ve bir o kadarda sorunlu. Vatandaşlık dersinde "dürüst vatandaşı tarif edersin, vergi adaletinde söz açılır" vs. vs. diğer taraftan da "vergi kaçırma usullerini el altından desteklersin."  Belediyeye başkan seçeriz fakirin fukaranın hakkını gözetsin diye menfaatler bize dönünce de seçtiğimiz başkanın rüşvet almasını biz zati teşvik eden bizler oluruz. Anlayacağınız yağmurun yağdığı yere tarlamızı çekmek için her şeyi göze alıyoruz. Ahlak ölmüş, memleket batmış, nafile!.. "Benim tarlam yeşersin de kimin öküzü ölmüş umurumda değil" tavrını yaşatıyoruz... Şu memlekette çocuklar gördüklerini sergiliyorlar. Ahlaklı bir çocuk, ahlaklı bir ebeveynin yanında yetişir. Her gün çocuklarımıza resmen "bilinç altı erozyonu uyguluyoruz."  Kimin neyi hak ettiğine bakılmadan, kimin neyi elde ettiğini öğretiyoruz...  Dedim ya memleketin eğitime dair söylenecek çok söz var. Merak etmeyin, eğer öğretmen olmasaydım bu konulara girmezdim. Zaten memleket "bilmediklerini biliyormuş gibi" yapan binlerce "uzman"la dolu, beni de onlardan saymayın!..

***

         Gelelim 12 Aralık 2013 gününe... Ajanslara düşen haber hepimiz derinden sarstı. 6 yaşam, 6 ocak , 6 öykü... Kalemle yazılan ömürlerin bir kış günü yitip gitmesi... Giden can değildi "öğretmen"di... Öğretmenliğe "ilahi bir kutsallık" yüklemek için bunları yazmıyorum. Öğretmenin etki alanına bakıp bunları söylüyorum. Bugün herkes dönüp geçmişine baksın, "iyi yerde olanları da öğretmen etkilemiştir, kötü yerlerde olanları da."  Kimi mucizeler yaratmıştır kimise felaketler. Her mesleğin ustası gibi birde "bilmezi" çıkar... Ve öğretmenlik "son kullanma tarihi olan" bir meslek olmadı / olamazda. Çünkü gerçek bir eğitim kundakta başlar ve mezarda son bulur. Ölünceye dek öğreneceğiniz çok şey olur tabi öğreteninizde. 

***

         Anadolu'nun her köşesinde, adını bilmediğimiz okullarda  ve adını bilmediğimiz binlerce öğretmen her sabah yola koyulur. Öğrencisine kavuşmak, ona bir harfi öğretmek için. İşini layıkıyla yapanlar iyi bilirler, bir harfin bir öğrenciye etkisini, bir öğrencinin bir memlekete katkısını... Vakti zamanında Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'dir. Bakanlık yurt dışına öğrenci göndermek için sınav açar. Sınava Milli Eğitim Bakanının oğlu Can ile Diyarbakırlı Gazi adında ki çocukta girer. Sınav adaletli yapılır ve sınavı kazanan Gazi olur... Gazi, yurtdışında eğitimini tamamlar ve dünyaca ünlü bir beyin cerrahı olarak Türkiye'ye döner. Can ise kalemi ve yüreği mert bir şair olur. Sonuçta ikisi de sevdikleri işlerde başarı basamaklarını tırmanırlar tabi hak ederek. O iki çocuktan biri Prof. Dr. Gazi Yaşargil'dir diğeri ise Şair Can Yücel...

***

 

         İşte yaşadığım ilçede güzel yürekli beş öğretmeni trafik kazasında kaybetmiş olmanın derin acısıyla bu yazıyı kaleme alıyorum. O öğretmenlerden birini çok daha yakından tanıyordum, o güzeller güzeli öğretmenin adı Derya'ydı... Adı gibi deryaydı, öğrencileri için elinden gelen  her türlü fedakarlığı göğüsledi, tıpkı diğer mesai arkadaşları gibi...  Bir abla sıcaklığını bizlerden hiç esirgemedi ve geride bu ülkeye beş yaşında bir evladı emanet ederek gitti. Ya diğer öğretmenlerimiz, kimi üç aylık evliydi kimi ise dört aylık. Evli olmak ne demekti biliyor musunuz? Sizinle birlikte ruhsal anlamda bir kişinin daha ÖLMESİYDİ. Ya anne ve babalar ya da diğer aile fertleri, onları hesaplamaya matematiğin gücü bile yetmez...

***

Şimdi soru şu, "kaza neden oldu?" Savcılık soruşturmasını sürdürüyor, elbette hakikat meydana çıkartılır. Peki hakikati öğrendik mi "gidenler geri mi gelecek?.." Gidenlerin geri gelmesi için soruşturmalar yapılmaz, "bir daha kimse gitmesin ve hata teşkil eden durumlar ortadan kaldırılsın diye" soruşturmalar yapılır... Ama çıplak gözün gördüğü bir kusur vardı o da yolun felaket bir şekilde buzlu olması. Ve öğretmenlerimizi uğurlayacağımız gün bile o buzların temizlenmemiş olmasıydı. Yani anlayacağınız "malum kuruluş yaralarımıza öyle bir tuz bastı ki anlatamam(!?)"

***

Ruhlarınız şad, mekanlarınız cennet olsun öğretmenlerim. "Gözünüz arkada kalmasın" diyeceğim amma öğretmenlerin değeri ortadayken "hangimiz gözü kapalı gideceğiz ki?.."  



3585 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL AYRIMINDA SEMÂHA DURMAK: BU DÖNÜŞ NEREYE? HAKK İÇİN Mİ, SEYİR İÇİN Mİ? - 12/11/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
Destan Duru İçin Bir Umudun Nöbetini Tutmak - 12/09/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
Alevilikte Nevruz: Velâyet Kandilinin Sönmeyen Nurudur Ali - 21/03/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
ALİ’DEN NASİPSİZLER! - 17/03/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
TAŞ OCAĞI DEĞİL, “DERT” OCAĞI! - 26/02/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
ALEVİLİKTE HIZIR ORUCU VE LOKMASI - 06/02/2021
Hasan Çelik E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
HAZRETİ HIZIR’I TANIYAMAMAK VEYA ALEVİLİĞİ KENDİ DEĞERLERİNDEN KOPARMA ÇABALARI: “ALİ’SİZ ALEVİLİK” - 05/02/2019
HAZRETİ HIZIR’I TANIYAMAMAK VEYA ALEVİLİĞİ KENDİ DEĞERLERİNDEN KOPARMA ÇABALARI: “ALİ’SİZ ALEVİLİK” SÖYLEMLERİNE DAİR BİR KAÇ NOT
Kerbelaʼdan ‟Körˮbelaya - 22/09/2018
Kerbelaʼdan ‟Körˮbelaya
ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN - 08/07/2018
ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN
 Devamı
Nöbetçi Eczane
Doğanşehir nöbetçi eczane listesi
REKLAM ALANI
REKLAM ALANI 1
Foto ve Video Galeri


Site Haritası
REKLAM ALANI 5