• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/dogansehiraktuelinternetgazetesi
  • https://twitter.com/DogansehirAktue
Hasan ÇELİK
hasancelikkafkas@gmail.com
DOĞANŞEHİR, ‟ŞEHİRˮ OLABİLECEK Mİ?
05/12/2017
Malum  hikâyeyi bilirsiniz. Yıl 1933'dür ve Başbakan İsmet İnönü Doğanşehir'e gelir... Yeşillikler içerisinde ki Doğanşehir'i görünce, Viranşehir isminin buraya yakışmadığına karar verir... Merhum İnönü'nün talimatıyla Viranşehir adı kaldırılarak ilçemizin adı Doğanşehir oluverir... Bir çift gözün bakışıyla "değerlenen ve adı değişen" ilçemiz, adına yakışır bir ilçe olmak için hep mücadele eder. Toprağı bereketlidir; fasulye, şeker pancarı, elma, çilek, kayısı ve tütün gibi belli başlı tarım ürünlerinin yetişmesine müsaittir. İlçemiz, evsiz kalanlara da ev sahipliği yapmış ve 93 Harbinden (1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından) kurtulanlara kapılarını sonuna kadar açmıştır. Herkesin bildiği gibi Doğanşehir'imizi kuranlara  "muhâcir" diyoruz yani "göçmen"..

***

1946 yılında Akçadağ'dan ayrılarak ilçe payesine kavuşturulan Doğanşehir, kader çizgisinde o
"göçmen ruhunu" ne yazık ki hiç yitirmedi daha doğrusu o ruhu yeşertenler hep oldu. Tabi muhacir ailelerimizi kast etmiyorum. Kast ettiğim bizim kalıcı ve yarına bırakacağımız "oturaklı bir şehir kültürü" oluşturamamamız. Özellikle 1970'li yıllardan sonraki dönemlerde "Sağ - Sol meselelerinde" en çok camcıları zengin etmişiz. Tüm ülkenin çekildiği karanlıklara bizlerde çekilmişiz, hayatını kaybeden canlarımız olmuş... Bilirim ki "umutlar" kadar "acılar" da toplumlara miras kalır, kalmak zorundadır da. Toplumsal bellek ancak o zaman hatalarını anlar ve kendisine çeki düzen verir. Sağlıklı bir gelecek ancak geçmişin ıslahı ve yüzleşmesiyle inşa edilebilir. Hoşgörümüz yok mu? Fazlasıyla var... Doğanşehir'e gelen kimse dışarıda kalma korkusu yaşamazmış çünkü her Doğanşehirlimizin evi birer "gönül oteli" gibi çalışırmış ve gelen misafirlerine kapılarını sonuna kadar ve ücretsiz olarak açarmış...

***

   İnançta ve etnik yapıda öyle zenginiz ki ve öylesine güzel iç içeyiz ki tıpkı "gökkuşağı" gibiyiz... Elbette aynı olmak zorunda da değiliz. Zaten kim kimi kendisi gibi yapmaya çalışırsa ilk olarak Allah'ın hakkını gasp etmiş olur. Dostlarım; bu dünyada sadece kul hakkı yok, birde Yaradan'ın hakları var. Mesele "inanıp, inanmamak meselesi" değil "varoluş"a saygı meselesidir. Tarih bu anlamda bizlere çok ders verdi, vermek de  zorundaydı! Komşusunun evi yanınca, evinde oturanlardan değiliz, olmamalıyız da!.. "Ahlâk", tüm dinlerin ortak noktasıdır ve iyi insan olmanın tarifi çok da karmaşık değildir...

***

   İbn-i Haldun, "Coğrafya kaderdir" demişti. Bu söz, coğrafyaların insan yaşamının üzerinde ki etkilerinin ne kadar güçlü olduğu ifade etmektedir. Yaşadığınız coğrafya size belli imkanlar sunar ya da imkansızlıklar. O sunulan imkanlardan, "azami oranlardan mı yoksa asgari oranlardan mı yararlanıyorsunuz?" sorusunun muhatabı şüphesiz ki yine bizlerizdir.   Bu sözlerden sonra şöyle bir tespit yapsak yanılmış olmayız herhalde: "Bir şehrin kaderini belirleyen en temel kurumlardan biriside o şehrin belediyesidir."

   Peki neden belediyeler ve belediyecilik hizmetleri bu kadar önemli?

   Belediyeler, bir toplumsal sözleşmenin kurumsallaştığı idari yapılardır. Yaşadığı coğrafyayı güzelleştirmek için siyasi partiler aracılığıyla adaylar çıkarılır, o şehre ve o coğrafyaya en iyi hizmetleri getireceğine inanılan aday da seçim sistemi denilen bir "toplumsal sözleşmeyle" görevlendirilir ve belediyecilik hizmetleri anlamında da idari sorumlulukları yüklenir.

***

   Peki  Doğanşehir Belediyesi, Doğanşehirʼin geleceğine yön verebilecek mi? Ya da asıl can alıcı soruları tam da burada sormak gerekiyor: "Doğanşehir, şehir olabilecek mi?" veya "Doğanşehir'in şehirleşme süreçlerini belediye sağlıklı bir şekilde yürütebilecek mi?"

***

   Bu şehirleşme süreçlerine doğru gidilirken  belediyecilik ve şehir yönetimi anlamında atılan yanlış adımlardan ve atılmasını arzu ettiğimiz doğru adımlardan kısaca da olsa şöyle söz etmek gerekiyor:

   * Mevcut sanayi sitesinin yeri şehrin hareket istikametini tıkamış durumdadır ve şu haliyle bile artık şehrin ortasında kalmıştır. Bunun en temel nedeni 1980'de hazırlanan bu projeye 2010 yılında ödeneğin çıkması ve sanayi sitesinin yerinin 1980'lerde belirlenmiş hâliyle bırakılmasıdır. 

   * Doğanşehir, 3. defa ve bu kez layık olduğu şekliyle yüz yataklı hastane projesinin yapımına hazırlanıyor. Peki daha önce yapılan hastaneler, neden şehrin gelişimi hesap edilmeden ve yeterli düzeyde fiziki imkanlarla yapılmadı? Yüz yataklı hastane projesi tamamlandığında mevcutta bulunan iki hastane binası için harcanan kamu kaynaklarının israfını  ve bu israfın vebalini kim/ler üstlenecek?

   * Son bir kaç yıldır Doğanşehir bir şantiyeden farksız durumda. Şüphesiz ki zahmet olmadan rahmete erişilmez, yapılan hizmetleri göz ardı da edemeyiz, tabi bu alt yapı hizmetleri daha planlı ve sistemli yapılabilirdi. Doğanşehir için asıl yapılması gereken mevcut imar projelerinin uzun vadeli ve şehirleşmenin getireceği hareket alanlarının daraltılmaması yönünde olmasıdır. Doğanşehirʼde çok ciddi anlamda otopark sıkıntısı yaşanmaktadır. Şehirde yapılan yapıların mevcut projeleri bu yönden revize edilmelidir. Bugün bile yayalar ve araçlar ne yazık ki aynı yolu kullanmaktadırlar. Çünkü kaldırımların yapılacağı alanlar bile işgal edilmiş durumda.

   * Bölgeler arası ulaşımda önemli bir durak olan ilçemizin bu konumunu yeterli düzeyde değerlendiremediği aşikardır. Bunun en bariz örneği de henüz bir otogarımızın olmayışıdır.

   * Nüfus ve idari sınırlar açısından merkez ilçeleri hariç Malatya'nın en büyük ilçesi Doğanşehir'dir. İfade ettiğim gibi Doğanşehir  bölgeler arası ulaşımı sağlayan yolların güzergahındadır. Peki Doğanşehir'in bu konumuna ve idari sınırlara yetebilecek kadar ambulansımız var mı? Ya da yeterli sayıda ilk yardım istasyonlarımızı oluşturulabilmiş miyiz?

* Şehirleşme de diğer toplumsal oluşumlar gibi kültür altyapısı ile olgunlaşır ve bu alt yapı ile anlam kazanır. Bu kültürel altyapıyı fiziki mekanlar ve o mekanlarda yürütülecek kültürel programlar oluşturur. Doğanşehir'in ihtiyacı olan bir kültür merkezi henüz yok. Öğretmenevinin durumu ise ortada... Sözlü halk kültürümüzün yaşayıcı ve taşıyıcısı bir çok insanımız belli bir yaş diliminin üstünde. Toplumsal bağları güçlü kılacak olan bu kültür kodlarını gelecek kuşaklara aktarılması ve kayıt altına alınması ancak bilimsel etkinlik ve saha araştırmalarıyla yapılabilir. Ama ne yazık ki tarihsel süreçlerden beri bu anlamda hiç bir adım atılmamış ve başlı başına bir kültür havzasını oluşturan Polat Türküleri bile hep öksüz bırakılmıştır. Toplumsal ve kültürel hafıza kayıpları yaşamamak için belediye öncülüğünde sempozyumlar yapılabilir ve Doğanşehir'in kültürel alanlarıyla ilgili çalışmalar yürüten araştırmacılar da bu anlamda teşvik edilebilir. Ve varsa bu alanda ki mevcut çalışmalar yazın dünyasına kazandırılabilir.

   * Çoğu zaman unuttuğumuz bir gerçekte Doğanşehir'in 1. dereceden deprem bölgesi oluşudur. Bu anlamda ki yaptırımlar ve denetlemeler göz ardı edilmemelidir. Belediyenin bir afet yönetim planını oluşturması ve bu planı Doğanşehirlilere sunması olası bir depremde bilinçli hareket etmeyi kolaylaştıracaktır.

   Bunun gibi burada bir kaç temel başlıkta sınırlamak durumunda olduğum hususlar Doğanşehir'in, sağlıklı bir şehir olmasını belirleyecek etkenlerdir. Bu etkenlere ilavelerde bulunmak fazlasıyla mümkündür. Bizler bir gazete yazısının sınırlarını aşmamak adına o etkenleri bir kaç başlıkta sınırlamak durumunda kaldık. Umarım, Doğanşehir hak ettiği değere ve konumunun getirdiği prestije bir an önce ulaşır. Şüphesiz ki bu şehrin kaderinde hepimizin iradesi var ama iradelerimiz adına vekalet verdiklerimizin de sorumluluklarını unutmaması gerekir! Doğanşehirʼde; ya yeşillikler içerisinde ve doğanın verdiği güzelliklerden yararlanarak yaşayacağız ve nefes alacağız  ya da planlanamayan şehirlerin bariz kaderi olan  betonlaşmalara mahkum olacağız, karar hepimizin...


           




1359 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

YOL AYRIMINDA SEMÂHA DURMAK: BU DÖNÜŞ NEREYE? HAKK İÇİN Mİ, SEYİR İÇİN Mİ? - 12/11/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
Destan Duru İçin Bir Umudun Nöbetini Tutmak - 12/09/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
Alevilikte Nevruz: Velâyet Kandilinin Sönmeyen Nurudur Ali - 21/03/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
ALİ’DEN NASİPSİZLER! - 17/03/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
TAŞ OCAĞI DEĞİL, “DERT” OCAĞI! - 26/02/2021
Hasan ÇELİK E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
ALEVİLİKTE HIZIR ORUCU VE LOKMASI - 06/02/2021
Hasan Çelik E-posta: hasancelikkafkas@gmail.com
HAZRETİ HIZIR’I TANIYAMAMAK VEYA ALEVİLİĞİ KENDİ DEĞERLERİNDEN KOPARMA ÇABALARI: “ALİ’SİZ ALEVİLİK” - 05/02/2019
HAZRETİ HIZIR’I TANIYAMAMAK VEYA ALEVİLİĞİ KENDİ DEĞERLERİNDEN KOPARMA ÇABALARI: “ALİ’SİZ ALEVİLİK” SÖYLEMLERİNE DAİR BİR KAÇ NOT
Kerbelaʼdan ‟Körˮbelaya - 22/09/2018
Kerbelaʼdan ‟Körˮbelaya
ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN - 08/07/2018
ALEVİLİK ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ ÜLKEMİZ İÇİN HAYIRLI OLSUN
 Devamı
Nöbetçi Eczane
Doğanşehir nöbetçi eczane listesi
REKLAM ALANI
REKLAM ALANI 1
Foto ve Video Galeri


Site Haritası
REKLAM ALANI 5